Ana sayfa Ekonomi Bankacılık Sektörü ve Devlet Güvencesi

Bankacılık Sektörü ve Devlet Güvencesi

bankaya el koyma
bankasya


Türkiye 2001 krizinden sonra bankacılık sektöründe ciddi kurallar ve ihlalinde ağır yaptırımlar getirmek suretiyle 2000 li yılların başında yaşadığı buhranı tekrar yaşamamak için ciddi çalışmalar yapmıştır.

O günden bu güne herhangi bir sorun yaşanmamış olup bankacılık sektörü krizle anılan değil artık büyüyen, büyüten bir sektör haline gelmiştir.

Ancak; 2013 yılı sonlarına doğru Türkiye’ de gelişen siyasi ve politik olaylar dönüp dolaşıp bankacılık sisteminin içinde bulunan ve Katılım Bankacılığı olarak bilinen finans kurumu üzerinde bir takım hesaplar yapılmaya başlanmış, girilen siyasi ve politik mücadele içinde katılım bankacılığı yapan kurum ciddi kaynak sıkıntıları yaşamaya başlamıştır, en azından kamuoyuna yansıyanlar bu şekildedir.

Sıkıntıya sebeb olan ise yüklü miktarda nakit çıkışıdır, bilindiği üzere nakit çıkışı artan finans kurumları yerine yeni nakit halk dilinde sıcak para koymak zorundadır, aksi halde likidite sıkıntısı yaşamaya başlar ve bu durum bankanın batmasına yani BDDD (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından el koyma tabiri edilen duruma kadar gidilebilinir ve bu durumda Tasarruf Mevduatı ve Katılım Fonu sigortası fonuna devredilir.



Tabi bir bankaya el koymak o kadar da kolay olması bile ilk etapta ilgili kanunun 70. Maddesi gereği murakıp atama, yönetime üye atama vb gibi tedbirler alınır, ona rağmen düzelme olmadığı taktirde ilgili kanunun 71 maddesi gereği bankaya el konur ve tamamen BDDK denetimi ile Tasarruf Mevduatı ve Katılım Fonu sigortası na devredilir (TMSF) ve yönetimine girer, banka hesapları bloke edilir ve ilgili denetim ve inceleme bitmeden de banka mudilerine (yani bankada parası olan müşterilere) ödeme yapılmaz yapılamaz madde hükmü amir olur sonuçlanmadan kimse parasını alamaz.

Tabi devlet güvencesi de bir yere kadar dır kanunla belirlenir ve 100 Bin TL yi geçemez, bu nedenle bunun üstünde meblağı olanların sıkıntı yaşaması kaçınılmaz gibi görünmektedir.

Yine toplum bir konuda kafası karıştığı zaman yani şehir efsaneleri çoğaldığı zaman o kurumdan parasını çekmek ister 2001 yılında bir çok insan mağdur oldu parasını alamadı büyük hayallere, faizlere aldanıp parasını heba etmiştir. Bu nedenle bu fırtına da muhtemelen bu duruma düşen finans kurumunun kendisini aklaması nakit çıkışını durdurması zordur.

Unutulmamalıdır ki fona devredilen her finans kurumu bu millete yüktür, ancak yük olacak diye finans sistemine aykırı hareket eden kurum veya kurumların da kanunlar göz ardı edilerek ilerde daha büyük yıkımlara sebep olmasından her zaman daha iyidir.



BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here